1 Mart 2014 Cumartesi

Ahmed Arif-Cemal Süreya


Ahmed Arif ve Cemal Süreya edebiyatımızın iki büyük isimlerindendir.Ve çok yakın dostturlar.Ahmed Arif'in samimi ve doğal bir kişiliğe sahip olduğunu bilinir.Türkçeyi en iyi kullanan şairlerdendir.Ahmed Arif, Cemal Süreya'ya hayrandır ve onun kız kardeşiyle evlenmek ister.Cemal Süreya onları buluşturmayı kabul eder, Arif buluşmaya gelmez bu durum Cemal Süreya'yı kızdırır lakin çok geçmeden gerçeği öğrenir onun karşısına çıkarken giyecek bir gömleği bile yoktur..Daha sonra bu gençler buluşup tanıştıklarına dair bir bilgi henüz toplayamadım lakin Ahmed Arif, yalnız yaşadığı evinde 1991 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.

Kürk Mantolu Madonna-Sabahattin Ali


Cumhuriyet edebiyatımızın gerçekçi öncülerinden biridir Sabahattin Ali.Benimde en sevdiğim yazarlardandır.

Kürk Mantolu Madonna 1943 Yılında yayınladığı bir romanıdır Ali'nin.İkinci kez askerlik yaptığı dönemde çadırda yazmıştır bu romanı hatta gazeteye yetiştirmeye çalışırken attan düşüp  bileğini kırdığı çektiği acıya rağmen kendi yöntemleri ile tedavi ederek yetiştirmiştir bu eşsiz romanı.
Romanın asıl kahramanları Rasim,Raif Efendi ve Maria Puderdir.Rasim işsizdir Ankarada sokakda bir arkadaşına rastlar.Arkadaşı bir şirkette müdür yardımcısıdır ve ona şirkette çalışabileceğini söyler.Ertesi gün iş başı yapar oda arkadaşı Raif Efendidir.Haftalarca aynı odayı paylaşmlarına rağmen pek iletişime geçemezler çünkü Raif efendi fazlasıyla sessiz biridir.Raif ailesi ve iş arkadaşları tarafından ezilen ve küçümsenen biridir lakin Rasim, Raif Efendinin farklı bir kişiliği olduğunun, sıradan biri olmadığının farkındadır.Raif Efendi bir gün hastalanır ve bir süre işe gelmez yetiştirmesi gereken çeviriler vardır.Rasim çevirilerini onun evine götürür ve böylece onun yaşamını ve ailesini tanıma fırsatı yakalar.
Raif efendi,Rasim'e iş yerindeki çekmecesinde bir defteri olduğunu söyler ve onu yakmasını ister.Rasim söylediğini yapar defteri alır lakin yakmaz önemli bir şeyler yazdığı düşünür ve defteri gizlice okumaya başlar.
Romanın ikinci örgüsü bundan sonra başlar.Raif Defterinde Almanyada yaşadığı büyük aşkını yazar.Raif Efendi yıllar öncesinde babasının isteği üzerine Almanyaya iş öğrenmek için gider ve orada Maria Puder adında biriyle tanışır.Maria, Raif'in büyük ve yarım kalan bir aşkı olacaktır.Ondan ayrıldığı her gün bir diğerinden daha kötü geçer Raif'in.Yıllar yıllar sonra Raif Ankarada büyük aşkı Maria Puder'e rastlar ve yanında küçük bir kız vardır  meğer büyük aşklarının meyvesi ikisinin çocukları olduğu gerçeğini öğrenir.
Bu gerçekti Raif'i yataklara düşüren o tesadüf, o büyük aşktı.Rasim bunları okuduktan sonra Raif Efendinin yanına koşar onun eşsiz biri olduğunu anlamıştır lakin eve geldiğinde her şey için çok geçtir.

Sabahattin Ali, bu romanında aşkı en güzel ve tutkulu biçime işlemiştir.Lakin asıl anlatmak istenen hayatta en basit sandığımız insanların bile içinde ne büyük hislerin, ne yoğun duyguların var olduğunu gerçeğini bilemediğimizdir.İnsanlar hakkında hüküm vermek ve onlara önyargı ile yaklaşmak bize hep en kolay gelir.

Roman Hakkında Kendi Görüşlerim

Hiç sıkılmadan okudum diyebileceğim bir roman.Sanki bir anı defterini yahut günlüğü okurmuşcasına bir his uyandırıyor okuyucuda.Sonu biraz Türk Filmi kıvamında bitmiş olmasa da mutlaka okunması gereken kitaplardan.Sabahattin Ali'yi saygıyla anıyoruz.

" Şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum!" dedi. "Bu eksik sana değil, bana ait... Bende inanmak noksanmış...Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum... Bunu şimdi anlıyorum. Demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... Ama şimdi inanıyorum... Sen beni inandırdın... Seni seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum..."

28 Şubat 2014 Cuma

Özdemir Asaf-Lavinia

Lavinia' Özdemir  Asaf'ın yarım kalmış, hep kalbinin derinliklerinde yaşamış gizli ve büyük aşkı.Peki kimdi o büyük aşkı ? Kimdi Özdemir Asaf'a böyle güzel duygular hissettiren.? Lavinia; hayal  edilen muhteşem sevgili demek birde ölüm çiceği.Özdemir Asaf böyle anlatıyordu o aşkını Lavinia diyor onu hiçbir zaman sevmeyen büyük aşkına.Lavinia resim öğretmeni ve stilist   Mevhibe Meziyet Beyatttır.Dillere destan bir güzelliği vardır.Oktay Akbal'ın akrabasıdır.Akbal'ın bile Mevhibeye aşık olduğu bilinir.Ondan 'Hisya' diye söz eder Akbal.Özdemir Asaf Laviniasına çok aşıktır.Mevhibe ise Asaf'ın arkadaşlarından olan İlhan Selçuk ile evlenir.Edip Hakkı ise ilk aşkıdır. Daha sonra Mahlis Hasa ve Öztürk Serengil ile de evlilik yapmıştır.Yani Özdemir Asaf'ı hiçbir zaman sevmemiştir.Vefatından birkaç yıl evvel bile iki büyük aşkım diyerek İlhan Selçuk ve Edip Hakkıyı anar.Bu güzeller güzeli Mevhibe, Özdemir Asaf'ın Laviniası  olduğunu asla bilmeyecektir."Adını gizleyeceğim sende bilme Lavinia..."
 



Lavinia

Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.


1957

Özdemir Asaf

27 Şubat 2014 Perşembe

Katre-i Matem- İskender Pala

İskender Pala güncel edebiyat tarihimizin yaşayan efsanalerindendir.En önemli eserlerinden bir tanesi de 'Katre-i Matem'dir.Yani 'Hüzün Damlası'.Osmanlı döneminin duraklamasına sebep veren Lale devri döneminde yaşanan bir cinayeti anlatan sürükleyici bir romandır Katre-i Matem.

Ahmet Muhip Dıranas

Ahmet Muhip Dıranas hece ölçüsünü bilinenin dışında kullanarak özgünlüğü şiirle buluşturmuştur."Fahriye Abla" Divan ve Servet-i Fünun Edebiyatının süslü ve ağır dilinin aksine anlaşılır ve sade ifaderle yazılmış edebiyatımızın en güzel şiirlerindendir.Reazlim yoğundur.Dıranas hece vezni duraklarını kaldırarak , düz yazıya yakın hikaye havasında yazmıştır.









FAHRİYE ABLA

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar
Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin , dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede
Yaz kış yeşil bir saksı ıtır pencerede
Bahçede akasyalar açardı baharla
Ne şirin komşumuzdun Fahriye abla

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı
Tenin buğdaysı , boyun bir başak kadardı
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla
Ne çapkın komşumuzdun sen Fahriye abla

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya
Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın
Hala dağları karlı Erzincan’da mısın
Bırak geçmiş günleri gönlüm hatırlasın
Hatırada kalan şeyler değişmez zamanda
Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla

AHMET MUHİP DIRANAS

Yayın Hayatımızın İlk Yazısıdır.

Merhaba sevgili takipçilerim.Yeni başlayacağımız  güncel sanatların paylaşımı sayfasında sizlerleyim.Misyon ve Vizyonum edebi sanatları sizlerle paylaşmak ve bu eserleri birlikte yorumlamak.Kitaplar, Filmler, Resimler, Fotoğraflar ve Kendi Fikirlerim ile oluşturacağım düşünce yazılarım ile edebi sanatları birlikte  gözlemlemeyi diliyorum.Umarım sizlere faydalı  yayınlar yapabilirim.Baki selam..